• Home
  • Hosting
  • Colocation Hizmeti ile Kendi Sunucunuzu Barındırmanın Avantajları
colocation-hizmeti-ile-kendi-sunucunuzu-barindirmanin-avantajlari

Colocation Hizmeti ile Kendi Sunucunuzu Barındırmanın Avantajları

Sharing is caring!

Colocation Hizmeti Nedir ve Neden Gündeme Geliyor?

Son birkaç yıldır hem çalıştığım projelerde hem de danışmanlık verdiğim ekiplerde en çok tartıştığımız konulardan biri, Fiziksel Sunucuyu nerede ve nasıl barındıracağımız oldu. Kimi ekip tamamen buluta yönelmek istiyor, kimisi kendi donanımına sıkı sıkıya bağlı. Tam bu noktada colocation hizmeti çok mantıklı bir ara çözüm olarak öne çıkıyor.

Colocation kabaca şu anlama geliyor: Sunucuyu siz satın alıyor, konfigüre ediyor ve yönetiyorsunuz; ancak bu sunucuyu evde, ofiste veya rastgele bir odada değil, profesyonel bir veri merkezinde barındırıyorsunuz. Yani donanım sizin, altyapı veri merkezinin. Güç, soğutma, fiziksel güvenlik, internet bağlantısı gibi kritik bileşenlerle uğraşmak yerine, tüm odağınızı işletim sistemi, uygulama, veri tabanı ve iş tarafına verebiliyorsunuz.

Özellikle yüksek trafik alan web projeleri, kurumsal uygulamalar, oyun sunucuları veya düzenli olarak büyüme bekleyen SaaS projelerinde; donanım üzerinde tam kontrol isterken, veri merkezi seviyesinde güvenlik ve süreklilik arayan ekipler için colocation oldukça ideal. Bu yazıda, hem teknik hem de maliyet tarafını ele alarak, kendi sunucunuzu colocation ile barındırmanın gerçek hayattaki avantajlarını mümkün olduğunca sahadaki deneyimlerimle anlatacağım.

Colocation Temelleri: Klasik Hosting’ten Farkı Ne?

Colocation’i doğru konumlandırmak için önce diğer modellerle kıyaslamak gerekiyor. Paylaşımlı hosting, VPS veya tam Yönetilen Sunucu hizmetlerinde genelde donanım sağlayıcıya aittir. Siz sadece üzerinde çalışan sanal katmanla ilgilenirsiniz. Colocation’da ise tablo tersine döner:

  • Donanım: Sunucu kasası, diskler, RAID kartı, RAM, CPU tamamen size ait.
  • Lokasyon: Sunucu, veri merkezinde size ayrılmış rack ünitesinde barındırılır.
  • Altyapı: Elektrik, jeneratör, UPS, iklimlendirme, yangın söndürme, fiziksel güvenlik veri merkezinin sorumluluğundadır.
  • Yönetim: İşletim sistemi kurulumu, patch’ler, yedekleme, güvenlik sertleştirmesi gibi işler yine sizin (veya ekibinizin) kontrolündedir.

Böylece hem özel donanım tercihlerinizi uygulayabiliyor, hem de veri merkezi standartlarında kesintisiz çalışma elde ediyorsunuz. Bu model, özellikle belirli donanım kombinasyonlarına ihtiyaç duyan (yüksek IOPS, özel GPU, belirli NIC kartları vb.) projeler için büyük esneklik sağlıyor.

Kendi Sunucunuzu Colocation ile Barındırmanın Stratejik Avantajları

1. Donanım Üzerinde Tam Kontrol

Bir sistem yöneticisi olarak beni colocation’a en çok çeken şey, donanım tarafındaki özgürlük. Hazır gelen kiralık sunucularda genelde belirli kombinasyonlara mahkumsunuz. Oysa colocation’da:

  • İstediğiniz marka/model sunucuyu seçebiliyor,
  • NVMe disk, yüksek frekanslı CPU, çok çekirdekli işlemci gibi özel gereksinimleri karşılayabiliyor,
  • Gerekirse donanımı ikinci elde daha uygun maliyetle tedarik edebiliyor,
  • Ve tüm bunları kendi bakım döngünüze göre yönetebiliyorsunuz.

Örneğin yüksek trafik alan bir WordPress veya e-ticaret sitesinde, disk I/O performansı kritik hale geliyor. Bu noktada NVMe tabanlı bir RAID yapısını, seçtiğiniz kontrol kartıyla birlikte kurmak isteyebilirsiniz. Standart bir kiralık sunucu paketinde bu seviyede özelleştirme çoğu zaman mümkün değilken, colocation’da tamamen sizin tercihinize kalmış durumda.

2. Uzun Vadeli Maliyet Kontrolü

Colocation’ın ilk bakışta dezavantaj gibi görünen tarafı, başlangıçta donanım yatırımına ihtiyaç duymanız. Ancak orta-uzun vadeli maliyet hesabı yaptığınızda tablo çoğu zaman tersine dönebiliyor.

Basitleştireyim: İyi seviyede bir fiziksel sunucuya yatırım yaptığınızı ve bunu 4–5 yıl kullanmayı planladığınızı düşünün. Donanım maliyetini bu süreye yaydığınızda, aylık karşılığını hesaplayıp colocation rack/üye kirasıyla topladığınızda; benzer özellikteki kiralık sunucuya göre çoğu senaryoda daha avantajlı rakamlar ortaya çıkıyor.

Ayrıca colocation’da:

  • Donanım sizin varlığınız olduğundan, gerektiğinde satabilirsiniz.
  • Yükseltmeleri (RAM, disk ekleme gibi) aşırı fiyatlandırılmış opsiyonlara mahkum kalmadan kendiniz yaparsınız.
  • İç politika veya mevzuat gereği kendi donanımınıza sahip olmanız gerekiyorsa, colocation bu gerekliliği karşılar.

Bu maliyet perspektifini, özellikle regülasyona tabi sektörlerde veya sürekli büyüyen projelerde iyi analiz etmek gerekiyor. İstekliyseniz ayrıca hosting maliyetlerini düşürmenin yollarını anlattığım rehbere de göz atabilirsiniz; oradaki yaklaşım colocation senaryoları için de oldukça faydalı.

3. Profesyonel Veri Merkezi Altyapısına Erişim

Ev/ofis sunucusu kuranların çoğu, eninde sonunda iki duvara tosluyor: güç sürekliliği ve soğutma. Veri merkezlerinde ise bu konular baştan aşağı profesyonel olarak çözülmüş durumda:

  • N+1 veya daha yüksek seviyede jeneratör ve UPS mimarisi,
  • Profesyonel iklimlendirme sistemleri, sıcak-soğuk koridor yapıları,
  • FM200, Inergen gibi gazlı yangın söndürme sistemleri,
  • 24/7 fiziksel güvenlik, kartlı geçiş, kamera vb.

Bu konuyu daha derinlemesine merak ediyorsanız, veri merkezlerinde soğutmanın nasıl optimize edildiğini detaylı anlattığım “Veri Merkezi Soğutma Teknolojilerinde Yenilikler” yazısına mutlaka göz atın. Orada anlattığım gelişmiş soğutma stratejilerinin tamamından, colocation yaptığınızda otomatik olarak yararlanmış oluyorsunuz.

4. Ağ Performansı ve Bağlantı Seçenekleri

Colocation’ın bir diğer önemli artısı, network tarafındaki esneklik ve performans. Kendi ofisinizde 1 Gbit bağlantı almak bile çoğu zaman zorken, veri merkezinde:

  • Çoklu operatör bağlantıları (multi-homing),
  • Düşük gecikme sürelerine sahip omurga erişimi,
  • İhtiyaca göre 1G, 10G hatta üzeri port seçenekleri,
  • Daha kolay IPv4/IPv6 adres yönetimi

gibi avantajlar elde ediyorsunuz.

Özellikle IPv6’ya geçiş sürecindeyseniz, veri merkezinde bu iş çok daha temiz yürüyor. Bu konuda pratik bir yol haritası arıyorsanız, VPS sunucunuzda IPv6 kurulum ve yapılandırma rehberini anlattığım yazımda, adresleme ve güvenlik tarafını adım adım ele aldım. Oradaki prensiplerin aynısını colocation sunucunuzda da uygulayabilirsiniz.

5. Güvenlik ve Regülasyon Uyumu

Birçok sektörde, özellikle finans, sağlık, lojistik gibi alanlarda; hem verinin hem de donanımın nerede tutulduğu ciddi bir regülasyon konusu. Colocation burada iki açıdan yardımcı oluyor:

  • Donanım mülkiyeti sizde olduğu için, iç denetimlerde rahat edersiniz.
  • Veri merkezi; ISO 27001, PCI-DSS gibi sertifikasyonlarla fiziksel ve operasyonel güvenlik tarafını belgeleyebilir.

Tabii bu, yazılım ve sistem tarafında güvenlik sorumluluğunuzun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Güvenlik tarafında geniş bir resim görmek isterseniz, siber güvenlik tehditleri ve ransomware saldırıları üzerine hazırladığım yazıya göz atmanızı öneririm. Oradaki saldırı senaryolarını, colocation sunucunuza göre uyarlayarak ciddi bir sertleştirme yapabilirsiniz.

Teknik Perspektiften Colocation Avantajları

Yedeklilik ve Kesintisiz Çalışma

Veri merkezleri, en basit anlatımla “kesintiyi minimize etmek” üzerine kurulu ortamlardır. Colocation ile:

  • Çift güç kaynağı (dual PSU) kullanıp, bunları farklı PDU’lara bağlayabilirsiniz.
  • Yedekli uplink bağlantıları ile tek port arızasında bile ayakta kalırsınız.
  • İsterseniz aynı veri merkezinde birden fazla fiziksel sunucu ile kendi iç yedekliliğinizi kurabilirsiniz.

Yedeklilik kavramı sadece enerji ve ağ tarafıyla sınırlı değil. Bu konuda daha geniş bir bakış açısı için “Veri Merkezlerinde Yedeklilik: Neden Bu Kadar Önemli?” başlıklı rehberimi de okumanızı tavsiye ederim.

Yedekleme ve Felaket Kurtarma Senaryoları

Colocation kullandığınızda, yedekleme stratejiniz tamamen sizin kontrolünüzde. İsterseniz:

  • Aynı rack içinde farklı bir sunucuya anlık replikasyon,
  • Aynı veri merkezinde başka bir kabine günlük/haftalık backup,
  • Farklı lokasyonda ikinci bir veri merkezine asenkron çoğaltma

gibi senaryolar tasarlayabiliyorsunuz. Felaket kurtarma (DR) tarafını daha sistematik ele almak isterseniz, veri merkezlerinde veri kurtarma çözümleri üzerine yazdığım rehberde işin teorisini ve pratiğini oldukça detaylı anlattım.

Lokasyon Seçimi ve Gecikme Süreleri

Özellikle Türkiye gibi, ülke içi ve dışı trafiğin yoğun olduğu bölgelerde; veri merkezi lokasyonu ciddi bir performans farkı yaratabiliyor. Colocation’a geçerken şu soruları mutlaka soruyorum:

  • Hedef kullanıcı kitlesi hangi şehir/ülkelerde?
  • Türk Telekom, alternatif operatörler ve yurtdışı çıkışları nasıl yapılandırılmış?
  • Ortalama ve maksimum gecikme süreleri (latency) ne seviyede?

Bu konuyu daha derli toplu görmek isterseniz, veri merkezi lokasyonu ve sunucu bölgesi seçimi rehberinde SEO ve hız açısından lokasyonun etkisini ayrıntılı anlatıyorum. Colocation planlarken, oradaki kriterleri birebir uygulamanızı öneririm.

Doğru Colocation Sağlayıcısını Nasıl Seçersiniz?

Teknik olarak colocation fikrine ısındıktan sonra asıl kritik kısım, doğru veri merkezini ve sağlayıcıyı seçmek. Türkiye’de bu alanda hizmet veren farklı oyuncular var; bunlardan biri de colocation ve sunucu barındırma tarafında öne çıkan DCHost gibi veri merkezi odaklı şirketler.

Seçim yaparken benim checklist’im kabaca şöyle:

  • Altyapı kalitesi: UPS, jeneratör, soğutma, yangın söndürme, fiziksel güvenlik.
  • Ağ omurgası: Transit operatörler, peering anlaşmaları, yedeklilik.
  • Erişilebilirlik: 7/24 teknik destek, uzaktan eller (remote hands) hizmeti.
  • Şeffaflık: SLA sözleşmeleri, bakım prosedürleri, planlı kesinti bildirimleri.
  • Büyüme imkanı: İleride daha fazla U, tam rack, hatta ikinci lokasyona genişleme imkanı.

Burada tek bir “en iyi” yok. Önemli olan, kendi projenizin ihtiyaçları ile veri merkezinin güçlü olduğu alanların kesiştiği noktayı bulmak. Örneğin düşük gecikme odaklı bir oyun sunucusu kuruyorsanız, omurga bağlantılarını ve ping değerlerini daha çok önemsersiniz; regülasyon ağırlıklı bir kurum için ise sertifikasyonlar ve fiziksel güvenlik daha kritik hale gelir.

Colocation Herkes İçin Uygun mu?

Kimler İçin Çok Mantıklı?

Sahadaki tecrübemden yola çıkarak, colocation’dan en çok fayda gören profilleri şöyle özetleyebilirim:

  • Orta ve uzun vadeli stabil yükü olan SaaS projeleri,
  • Yüksek I/O ve CPU gerektiren analitik veya raporlama sistemleri,
  • GPU tabanlı iş yükleri (video işleme, yapay zeka, render vb.),
  • Belirli uyumluluk/regülasyon gereklilikleri olan kurumsal uygulamalar,
  • Kendi donanım stratejisini belirlemek isteyen teknik ekipler.

Bu profillerde, donanım yatırımının geri dönüşü oldukça net biçimde görülebiliyor. Ayrıca işletme tarafında da “sunucular bizim, barındırma profesyonel veri merkezinde” diyebilmek, güven hissi açısından önemli.

Kimler İçin Çok da Gerekli Değil?

Öte yandan, her senaryoda colocation önerdiğimi söyleyemem. Özellikle:

  • Aylık birkaç bin ziyaretçili blog veya kurumsal tanıtım siteleri,
  • Kısa ömürlü kampanya siteleri veya POC projeler,
  • Sisteme nadiren dokunan, teknik ekibi çok sınırlı olan işletmeler

için çoğu zaman iyi seçilmiş bir VPS veya bulut sunucu çok daha pratik oluyor. Bu tip projelerde donanım yatırımı yapmak yerine, daha esnek çözümlere yönelmek genelde daha mantıklı.

Hangi mimarinin sizin için daha doğru olabileceği konusunda kafanız karışıksa, VPS, bulut sunucu ve fiziksel sunucu karşılaştırması yaptığım rehbere göz atmanızı öneririm. Orada anlattığım kriterleri colocation senaryosuna da kolayca uyarlayabilirsiniz.

Pratik Öneriler: Colocation’a Geçmeden Önce Neleri Planlamalısınız?

Donanım Mimarisini Doğru Kurgulayın

Colocation’a geçmeden önce, en az bir kapasite planlama toplantısı yapmanızı öneririm. Bu toplantıda şu soruları netleştirin:

  • Önümüzdeki 3 yıl için beklenen CPU, RAM ve disk ihtiyaçları neler?
  • Disk tarafında NVMe mi, SSD mi, HDD mi? Hangi RAID yapısı?
  • Ağ tarafında 1G mi yeterli, yoksa 10G planlıyor musunuz?
  • Genişleme için kasada kaç boş slot bırakmak istiyorsunuz?

Bunları önceden netleştirmek, donanım seçerken gereksiz maliyetleri de, ileride yaşayacağınız tıkanmaları da büyük ölçüde engelliyor.

Uzaktan Yönetim ve Otomasyon

Colocation senaryosunda sunucuya fiziksel erişiminiz sınırlı olacağı için, uzaktan yönetim kritik önem kazanıyor:

  • IPMI/iDRAC/ILO benzeri yönetim kartlarının aktif ve güvenli olduğundan emin olun.
  • SSH erişimi için anahtar tabanlı kimlik doğrulama kullanın.
  • Otomatik güncelleme ve izleme (monitoring) sistemleri kurun.

VPS yönetimi için yazdığım VPS sunucu yönetimi rehberindeki prensiplerin büyük bölümü, colocation sunucuları için de birebir geçerli. Özellikle SSH, güncelleme ve kaynak takibi tarafındaki önerileri olduğu gibi uygulayabilirsiniz.

Yedekleme Stratejisini Baştan Tanımlayın

En sık gördüğüm hata, sistem ayağa kaldırıldıktan sonra “yedeklemeye sonra bakarız” denmesi. Colocation’da, ilk kurulum aşamasında bile yedekleme topolojisini tasarlamadan ilerlememenizi tavsiye ediyorum:

  • Yerel disk yedeği mi, harici sunucu mu, bulut yedek mi?
  • Günlük, saatlik, haftalık hangi periyotlarda yedek alacaksınız?
  • Geri dönüş testlerini ne sıklıkla yapacaksınız?

Bu noktada ayrıca sunucu yedekleme stratejileri yazısına göz atmanızı öneririm; colocation tarafında da aynı düşünce yapısıyla hareket etmek gerekiyor.

Sonuç: Colocation ile Kontrol Sizde, Altyapı Derdinizde Değil

Özetlemek gerekirse, colocation hizmeti tam olarak şu vaadi veriyor: “Donanım ve yazılım üzerinde tam kontrol sende olsun; güç, soğutma, bağlantı ve fiziksel güvenliği ben hallederim.” Eğer projeniz uzun vadeli, kaynak tüketimi belirli bir seviyenin üzerinde ve teknik ekibiniz bu işi yönetebilecek durumda ise, colocation çoğu zaman çok mantıklı bir yatırım haline geliyor.

Kendi deneyimlerimde, doğru planlanmış bir colocation mimarisinin; hem performans hem de maliyet tarafında klasik kiralık sunucu veya bazı bulut senaryolarına göre ciddi avantaj sağladığını gördüm. Elbette her proje için sihirli çözüm değil; ama donanım bağımsızlığını ve veri merkezi standartlarını aynı pakette sunması, onu özellikle bilinçli teknik ekipler için çok cazip kılıyor.

Eğer siz de şu an yeni bir altyapı kuruyor veya mevcut sunucularınızı bir üst seviyeye taşımayı planlıyorsanız, bir kapasite ve mimari analizi yapıp colocation’ı seçenekleriniz arasına eklemenizi öneririm. İhtiyaçlarınızı netleştirip doğru veri merkezini ve örneğin DCHost gibi colocation hizmeti sunan sağlayıcıları değerlendirerek başlayabilirsiniz. Bundan sonraki yazılarda, colocation ortamında güvenlik sertleştirmesi, izleme ve otomasyon konularını da daha teknik detaylarla ele almayı planlıyorum; takipte kalın.

Yeni Paylaşılanlar
Clear Filters

If you have outgrown shared hosting or even a basic VPS, sooner or later you start asking a simple question:…

Colocation Hizmeti Nedir ve Neden Gündeme Geliyor? Son birkaç yıldır hem çalıştığım projelerde hem de danışmanlık verdiğim ekiplerde en çok…

Yorum Yapın

Bağlantılı Makaleler